Son zamanlarda birçok kişiden duyduğumuz, sektörün önemli oyuncuları ile yaptığımız sohbetlerde konusu açılan ve müşterilerimizden gelen sorular ile de muhatap olduğumuz bir konu; hangi müteahhitler batıyor?
Çanakkale bazında ele almaktan ziyade aslında hemen hemen tüm şehirlerde bu soru sektörün profesyonellerince dile getiriliyor. Peki gerçekte ne oluyor ve ne olması muhtemel ona bir bakalım.
Son yıllarda inşaat sektöründe ciddi bir hareketlilik vardı. Yüksek rantı gören, sağdan soldan borç harç müteahhitliğe soyunabilecek kim varsa müteahhit olmaya niyetlendi. Ve kendi çapında herkes müteahhit oldu; terzisi, bakkalı, manavı, toprak sahibi, toprak sahibinin damadı vsvsvs… Kısacası bu işte anlayan, anlamayan, müteahhitliğe hevesli herkes müteahhit olunca sektörde garip garip binaları ve mimarisi çok ilginç daireleri görür olmaya başladık.
Bu arada plansız ve programsız büyüyen müteahhitler (!) yüksek rantlar elde ettikçe yeni temeller açtı, iş karşılığı daireleri birilerine vererek yeni binalara başladı. Bir noktada sektör öyle bir hal aldı ki dış doğramacının elinde 10 daire, sıvacının elinde 8 daire, elektrikçinin elinde 12 daire gibi saçma bir durum ortaya çıktı.
Demir 1.500 - 2.000 TL bandındayken yapılan anlaşmalar temel açma noktasına gelindiğinde demirin 3.500 TL - 4.000 TL bandına çıkmasıyla sinyaller vermeye başladı. Sırf demir değil, birçok kalemde ciddi artışlar oldu. Daha önce iş karşılığı inşaatın farklı bölümlerini yapanlar artık daire karşılığı iş kabul etmemeye başladı. Ancak verilen sözler ile birlikte bir sarmala da girilmiş oldu.
Bazı müteahhitler inşaata başlasa bir türlü, başlamasa başka türlü bir ikilemde kaldı. Başlasa bitiremeyecek, başlamasa batacak; başlasa da bir süre sonra batacak bir halde kendini buldu. Çekler dönmesin diye kendi projesinden ucuza daire satmaya başladı el altından. El altından diyoruz ama sektör küçük, el altından olan bu satışlar bir anda gün yüzüne çıkar oldu. İnsanlar konuşmaya başladı. Aynı dairenin birden fazla kişiye satışı yapıldığı dillenir oldu.
Önümüzdeki süreçte şahsi beklentim bu işi profesyonelce yapmayanların kepenkleri kapatacağı; planlı ve sektörün ihtiyacına göre üretim yapan müteahhitlerin ayakta kalacağı yönünde. Ayakta kalacak olanlar zaten işlerini yavaşlattı, yeni projelere başlamaz oldu. Toprak sahipleri ile yaptıkları anlaşmalar karşılıklı güvenin yanı sıra karşılıklı bir fayda noktasında olduğundan toprak sahipleri de onlara sıkıntı yaratmadı ve onlarla beraber hareket etme kararı aldı.
Agresif bir şekilde her yere giren, aynı anda birçok projeye başlayan ve toprak sahiplerine muazzam yüzdeler bırakanlar ise şimdi kara kara düşünür oldu. Yukarıda yazdığım gibi; başlasa bitiremeyecek, başlamasa davalar ile karşı karşıya kalacak ve daha kötüsü başlamış olduklarını bile bitiremeyecek hale gelecek. “Vatandaş ev alsın diye, ülke kalkınsın diye, dış güçlere dersini vermek için indirim yaptık” diyenler ise gerçek indirim sebebini saklayamayacak hale gelecek.
Önümüzdeki aylarda bu dedikodular ne yazık ki artacak ama daha kötüsü şu an dedikodu dediğimiz bir takım olayların gerçek olduğu ortaya çıkacak. Proje satış fiyatlarının çok altında, hem de müteahhittin bizzat kendisinin yapacağı satışlar daha da artacak. Ve beklenen sonlar gerçekleşmeye başlayacak. Bu durum ise müteahhitlik sektöründe bir silkelenme ile birlikte düzgün iş yapanların ayakta kalmasının önünü açacak ve bu işi bilen müteahhitler için yeni fırsatlar doğuracak.
Umarım en az zayiat ile bu süreci atlatır ve gerçekten müteahhitliği sırf para kazanmak için bir araç olarak görenler değil; ortaya çıkardığı ürün ile müşterilerine fayda sağlayan müteahhitler ayakta kalır.
Bu şehri ve bu işi çok seviyoruz...
YAZARLAR
Yayınlanma: 06 Kasım 2018 - 16:35
Hangi müteahhitler batıyor?
Son zamanlarda birçok kişiden duyduğumuz, sektörün önemli oyuncuları ile yaptığımız sohbetlerde konusu açılan ve müşterilerimizden gelen sorular ile de muhatap olduğumuz bir konu; hangi müteahhitler b
YAZARLAR
06 Kasım 2018 - 16:35
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir