Bugün bir ağaç dibinde soluklandım. Bir ormanın içindeki büyük bir ağaç gölgesinde. Bir ağaç bir kuş, bir avuç dünyasında, kendi mücadelesiyle gözünün önünden geçip giden çalışkan karınca. Düşünüyorum da acıların hüzünlerin ve çaresizliklerin ne kadar derin olursa olsun İnsana en iyi gelen şeyin insan dışındaki her şey çoğu zaman. Küçük bir çocuk bunun dışında tutulabilir elbette. Masmavi durgun ve sessiz bir denizin bana fısıldadıklarını hiç kimseden duymadım şimdiye kadar. Yada derin bir orman gölgesinin rüzgara karışınca o ıslık hışırtısı hangi destansı akıllarla yer değiştirebilir. Neden mi? Hepimiz yaralarımızla konuşuyoruz çünkü. En derin ve bizim bile bilmediğimiz yaralarımızla. Oysa masum bir çocuk gözleriyle konuşur ve bir ağaç bir kuş bir deniz katışıksız ruhuyla. Kaynağı sonsuz bir sabır ve huzurla alırlar bütün kararlarını. Derin sessizlikleri ile yol gösterirler sana. Kokumuz bile kirleniyor. Bütün içten çarelere sırtımızı döndüğümüzde fark ediyoruz bu gerçeği. Her aldığımız nefes bir öncekinde bırakıyor biraz daha o masum kokumuzu. Sonra sessizce ortadan kaybolduğunda bütün yaşamımız boyu ve umutsuzca bir başkasında aradığımız şeye dönüşüyor. Zaman bir silgi gibi bütün masumiyetini siliyor gözlerimizin. Tekerlekler dönüyor zamanı erite erite. Kablolardan ve havadan görünmeden geçen insan sesleri hayatı çepe çevreliyor. Tuzaklar kuruluyor en acımasızından. Derin mutsuzluklar tasarlanıyor şeytana bile taş çıkartırcasına. Kelimeler çoğalıyor suskunluğun erdeminde, lüzumundan fazla ve cömertçe iyilikler sarıyor dört bir yanı. Ama doğa bütün sabır ve sükûnetiyle izliyor bizleri. Çünkü susmak bir cüsse işidir der Şems Tebrizi. Ağırlık ölçülebilir bir kavram değildir hissedilebilir bir kavramdır. Küçük ve yeşil bir yaprağın gücü bir insan aklının bile çok ötesindedir.
Bütün bu düşüncelerle ruhum kendisine bir kardeş bulmuş gibi sakin ve mutlu doğanın kollarında. İnsana dair bütün kötü izlerin önce nasılda eriyip sonrada nasıl kuruyup giden bir buz kütlesi olduğunu görüyorsun bütün bu ahengin içinde.
Bir karıncanın bir ekmek kırıntısı ve bir kuşun bir dal parçasıyla olan o küçük mücadelesinin bile özenilesi bir yanı var aslında. Hatıralar ve hayaller belki de insanoğlunun en acımasız gerçeği. Susuyorum. Başımı önüme eğip öylece susuyorum.
YAZARLAR
Yayınlanma: 06 Kasım 2018 - 16:32
Kendimle...
Bugün bir ağaç dibinde soluklandım
YAZARLAR
06 Kasım 2018 - 16:32
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir